Menü

“Oyunculuk benim için kariyer değil bir aşk”

Kalbimize Belkıs karakteri ile taht kuran Pınar Kankılıç, kendisi hakkında bilinmeyen duygularını ve düşüncelerini aktardı. Oyunculuk kariyerini ve gelecek planları hakkında sorularımızı yanıtlayan Pınar Kankılıç, çocukluk hayalini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadığını belirterek; “Oyunculuk benim için bir kariyer değil bir aşk” dedi.

Kanal D’nin gündüz kuşağı dizisi Aşk ve Umut’da Belkıs karakterini canlandıran Pınar Kankılıç, hayatı ve gelecek planlarına dair açıklamalar yaptı. Kişiliği, sanat hayatı, oyunculuk kariyerindeki planları ve daha pek çok konu hakkında Pınar Kankılıç’a sorular yönelttik.

 

-Pınar öncelikle bize kendinden bahseder misin?

Pınar Kankılıç; “Türkiye’nin en güzel şehirlerinden birinde Gaziantep’te doğdum. Babam bestekâr ve müzisyendir. Yani sanatla ilgilenen bir ailenin içerisinde dünyaya geldim. Beş kardeşiz, Annem ise ev hanımı. Çocukluğumdan beri müzik, kitaplar ve sinema en yakın arkadaşlarımdı. Hatta defalarca izlediğim Pretty Woman filminden sonra oyuncu olmak istediğime karar verdim diyebilirim. Hala da sıkı bir Julia Roberts ve Richard Gere hayranıyım. Tüm filmlerini defalarca izlemişimdir kişilik özelliklerinden bahsedebilirsin; meraklı, cana yakın, yardımsever, kararlı bir yapım var”

 

-Oyuncu olmaya ailen mi teşvik etti yoksa bu yeteneğini keşfedip sen mi bu yola girdin?

Pınar Kankılıç; “Aslında oldukça komik, taklit ve ezber yeteneği kuvvetli bir çocuktum. Gelen misafirlere taklitler yapar onları güldürürdüm. Kumandadan mikrofonlar yapar şarkılar söylerdim. Babam pamuk gibi kalbi olan, elindekini paylaşmayı seven harika bir adamdı ama bir o kadar da otoriterdi. Aramızda saygıya dayanan bir mesafe vardı. Babamın karşısında tüm kardeşler hazır olda beklerdik yani asker gibiydik. Takdir edersiniz ki benim için oyuncu olmak istiyorum diye babamın karşısına çıkmak bir hayli zordu. Babam bırakın oyunculuğu, herhangi bir işte çalışmamıza bile izin vermezdi. Ben ise çocukluğumdan beri çalışıp kendi ayaklarım üzerinde durmaya kendi kendime söz vermiştim. Etrafımda maddi açıdan çok zorluk yaşayan kişi vardı. Zaten küçüklüğümden beri insanlara yardım etmeyi çok seven birisi olduğum için Çalışacak çok para kazanacak ve tanıdığım herkese yardım edecektim. Derken hayatımın fırsatı ayağıma geldi ve Gaziantep’e o zaman oldukça ilgi görmüş olan “Türkiye’nin Yıldızları” yarışmasının elemeleri geldi. Babamdan gizli bir şekilde yarışmaya girdim ve ilk elemeleri kazandım. Sonra finaller için İstanbul’a geldim”

 

-Yarışmada dereceye girdin mi?

Pınar Kankılıç; “Yarışmada Shakespeare’den bir bölüm oynayacaktım. Çok kısıtlı imkânlarla İstanbul’da olduğumdan kitapçıya gittim tabii kitabın fiyatını görünce onu alamayacağımı o anda anlayıverdim. Bir karar vermem gerekiyordu ya oradan öylece çıkıp gidecek ya da bir çözüm bulacaktım. Benim de pes etmeyen bir yapım olduğu için ve kitabı almadan gizliden dükkânda okumaya ve not almaya karar verdim. Kitapçı beni yakaladı ve elimdeki kitabı kızgınlıkla çekip aldı ve kitabı okumak istiyorsam onu almam gerektiğini söyledi. Yaşım çok genç bir şey diyemedim. Utanç içinde, kafası karışık neredeyse yerlerde sürünüyor gibi hissederek oradan çıktım ve o sinirle yarışmanın finaline girmedim. Giremedim aslında hazırlıksız bir şekilde jürinin önüne nasıl çıkacaktım?”

 

-Belli ki bu olay seni oyunculuktan vazgeçirememiş!

Pınar Kankılıç; “Yaşadığım zaman kötü bir olay gibi görünse de beni daha çok biledi ve oyunculuğa dört elle sarılmamı sağladı. Anlayacağınız toparladım ve yoluma devam ettim”

-Şu anda Kanal D’nin gündüz kuşağı dizisi Aşk ve Umut ‘da Belkıs karakterini canlandırıyorsun. Nasıl biri Belkıs? Belkıs ile bütünleşebildin mi?

Pınar Kankılıç; “Belkıs ile Pınar olarak bütünleşmek biraz zor aslında. İzleyicinin çok fazla sevmediği tiplerden Belkıs, sonradan görme, dedikoducu, ortalık karıştıran ve son derece sinir bozucu bir kadın. Belkıs olduğumda sinirim bozulduğu için içimden gülme geliyor. Ama her şeye rağmen de komik bir karakteri var. Olaylara müdahale etmeyi çok seviyor, oğlunun hayatına devamlı karışıyor. İnsanları manipüle etmekte üstüne yok”

 

-Bu tür karakterleri canlandırmak zordur ve anlaşılan oldukça zor bir karakter Belkıs?

Pınar Kankılıç; “Zorluktan ziyade bizim izleyicimizin çok sevmeyeceği bir tip olduğu için stres yaptım diyelim. Ama diziye güzel bir renk kattığını hissediyorum. Tabi ki Canan Evcimen, Osman Kazancı;  yönetmenlerimiz Reyhan Usta ve Gürsel Ateş, birbirinden kıymetli oyuncu arkadaşlarım ve mutfaktaki tüm ekibin  desteğiyle bir Belkıs karakteri yarattık. Muhteşem bir ekibiz biz, hepsini çok seviyorum”

-Oyunculuk adına herhangi bir eğitim aldın mı yoksa alaylı mısın?

Pınar Kankılıç; “Aldım tabi ki. Ayla Algan Ekol Drama, Kudret Sabancı Atölyesi ve Craft Oyunculuk atölyelerinden drama üzerine eğitim aldım. Ama şunu da eklemek isterim ki oyunculuk eğitimleri teknik bilgiler vererek yeteneğinizi daha iyi bir hale getirir. Fakat oyunculuk aşkı içinizde mutlaka olmalıdır. Beni Gaziantep’ten İstanbul’a, babam gibi bir otoriteye rağmen gözümü karartıp getiren bu aşk oldu. İnşallah hayatımın sonuna kadar da bu aşkla, tutkuyla devam edeceğim”

 

-İçinde bulunduğun projeler hangileriydi?

Pınar Kankılıç; “İlk oynadığım dizi Serseri dizisidir. Zeynep Eronat o dönem bana çok destek olmuştu sağolsun. İçimdeki oyunculuğu keşfeden kişi oydu aslında. O yüzden bendeki yeri çok farklıdır. Serseri’yi, Yer Gök Aşk, Kurtlar Vadisi Pusu, Aşk’ın Bedeli gibi diziler izledi. Türkan Şoray’ın Yönetmen koltuğunda olduğu “Uzaklarda Arama” ve Bir Mahsun Kırmızıgül filmi olan “Mucize” de oyunculuk kariyerimde bana çok şey katmıştır”

 

-Canlandırmayı hayal ettiğin bir karakter var mı ya da oldu mu?

Pınar Kankılıç; “Açıkça söylemeliyim ki Muhteşem Yüzyıl dizisinde Kanuni ve Hürrem Sultan’ın kızları Mihrimah Sultan’ı oynamayı çok istemiştim. Kısmet olmadı… Şimdi ise doğuda bir Hanım ağa rolü oynamayı çok isterim. İçinde komedi unsurları da olursa değmeyin keyfime”

 

-Herhangi bir karaktere can verirken yani o role hazırlanırken neler yaparsın?

Pınar Kankılıç; “Öncelikle karakteri iyi analiz etmeye çalışırım. Onu içselleştirmeye, onunla özdeşim kurmaya çalışırım. Karakterin iç çatışmaları bana o kişi hakkında çok fazla bilgi verir. Psikolojisini, yaşadığı ortamı, yarattığı etkiyi iyi anlamaya çalışırım. Karakterimle baş başa kalmaya çalışırım. Bundan dolayıdır ki, çalışmak için gece ve sessiz saatler tercih ettiğim zamanlardır.”

 

-Örnek aldığın ya da çok fazla hayran olduğun oyuncular var mı?

Pınar Kankılıç; “Olmaz mı? Demet Evgar, Meral Çetinkaya, Binnur Kaya, Çetin Tekindor, Halit Ergenç, Mehmet Günsur. Saymaya kalksam sayfalar yetmez sanırım”

 

-Sektörde kadının yeri sizce ne kadar önemli?

Pınar Kankılıç; “Hayat; kadınlardan, erkeklerden, ağaçlardan, havadan, hayvanlardan ve milyonlarca şeyden oluşur. Sektörümüz hayatın beyaz perdeye ya da ekranlara yansımasıdır. Sadece kadının yeri değil canlı cansız her şeyin bizim sektörde çok önemi vardır. Daha doğrusu hayatın bizim sektörümüzde çok önemi vardır. Bir kadın oyuncu olarak ben de elimden gelen en iyi şekilde taşıdığım sorumluluğu yerine getirmeye çalışıyorum”

-Bu kadar koşturmanın arasında kendine nasıl vakit ayırıyorsun? Özel hayatın nasıl gidiyor?

Pınar Kankılıç; “O Konuda biraz dertliyim. Kendime hiç vakit bulamıyorum diyebilirim. Eve geldiğimde çok yorgun oluyorum. Ama o eve geliş halini bile hayal ediyorum bazen. Evde olacağım zamanın planını yapıyorum. 10 sayfa kitap okuyacağım, ya da sevdiğim bir filmi seyredeceğim diye. Elimde kitapla gün ışığının gözüme girmesiyle uyanıyorum. Uyuya kalmışım. Özel hayat ise unuttum diyebilirim. Kalbim boş ama aşık olmayı da özledim. Sonuçta bir Boğa burcu kadını olarak yalnızlık tanrıya mahsus diyenlerdenim”

 

-Son olarak bundan sonraki hayal ve hedeflerinden bahseder misin?

Pınar Kankılıç; “Hedeflerim zaten belli. Aslında çocukluğumdan beri belli diyebilirim… Çok çalışmak ve pek çok güzel projeye imza atmak istiyorum. Hayalim ise bağımsız bir filmden bir ödül almak. Çocukluğumda Altın Küre, Altın Portakal, Altın Koza ödül törenlerini izlerim. O zamandan beri de kendimi film festivallerinden birinde sahneye çağırılıp ödülümü alırken pencereden dışarı gözleri geleceğe umutla bakan kaç çocuğa ilham olabileceğimi hayal ediyorum”

Yazar
«
»
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...